Deprem anında ve sonrasında beyinde neler olur?

Deprem felaketi, bu olayı gerek birebir gerekse dolaylı olarak yaşayanlarda ciddi psikolojik etkilere yol açıyor. Bu psikolojik etkiler ise beynin karşı karşıya kaldığı travmaların dozuna göre azalıp, artabiliyor.

Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Derya Uludüz, deprem anında ve sonrasında beyinde oluşan değişiklikleri, gelişebilecek psikolojk sorunları ve tedavi yollarını şöyle anlattı…

Önce şok ve karışıklık yaşanır

Deprem sırasında kişi, anlık bir şok etkisi, durumu adlandıramama ve yer mekan algısında karışıklık yaşar. O sırada adrenalin yani heyecan hormonu salgılanır. Olayın duygusal döngüsü ile savaş ya da kaç psikolojisi başlar. Olay artık beynin duyguları yorumlama, kodlama ve depolama merkezi amigdalanın yönetimindedir. Olayın duygusal yönü (örneğin yaşanan korku) kaydedilir, amigdala travmanın görsel görüntülerini duygusal parçalar olarak saklar. Ancak travma bir hikaye gibi depolanmaz. Bunun yerine 5 duyu o sırada travmayı deneyimlenen duruma göre depolar. Artık derin bir stres tepkisi vardır ve ayrıntılı düşünmeyi sağlayan beynin mantık bölgesi (prefronyal bölge) kendini kapatır.

Normal koşullar bile bazen tehlike olarak algılanır

Travma sonrası beyin normal koşulları bile tehlikeli olarak görür, bir kırmızı ışık artık bir kıvılcımdır. Duygusal parçalar yanlış yorumlanır ve neyin tehdit edici neyin normal olduğu ayırt edilemez. Olayın büyüklüğüne göre adrenalin etkisini sürdürür ve yanına stres hormonu kortizolü de alır. Her an bir şey olacak hissi, tehlikeye karşı hızlı düşünme kalp atış hızını artırır, daha sık nefes almaya neden olur. Nefes yetmez kalp çarpıntıları başlar, kaslar gerginleşir. Başağrısı ve ağlama krizleri yaşanır.

Depremzedelerde hangi sorunlar görülür?

Deprem felaketini yaşayan kişiler, performanslarını etkileyebilecek bazı zihinsel şokların etkisine girer. Depremin ardından ortaya çıkan ilk psikolojik travma tepkisi, duygusal tepkisizlik, gerçeklik algısının yitirilmesi ve zaman algısında anormalliktir. Depremden birkaç gün sonra ise bunlara anksiyete ve korku eklenir. Depremzedelerin büyük bir kısmında felaketten sonra akut stres bozukluğu görülür. Depresyon semptomları ise felaketten bir ay sonra ortaya çıkmaya başlar. Bu nedenle erken dönemde psikolojik destek
sağlanmalıdır.

Kaygı bozukluğuna yeni sorunlar eklenir

Zamanla önce duygusal tepkisizlik başlar, gerçeklik algısında kayıp yaşanır. Kişi olaya yabancılaşır. Ardından farkındalık oluşur ama yaşanan çaresizlik anksiyeteyi (kaygı bozukluğu) başlatır. Birkaç gün sonra buna korku, uyku bozuklukları ve stres bozukluğu eklenir. Adaptasyon dönemi bir aydan sonra beyin tehlikenin azaldığını algıladığında başlar ama yine de tedirginliği devam eder. Küçük olaylara ani abartılı tepkiler verilir. Depresif duygudurum tetiklenebilir.

Kalıcı etkileri olabilir

Korkunç veya tehlikeli bir şey olduktan sonra korkmak doğaldır. Tehlikede olduğunuzu hissettiğinizde, vücudunuz sizi daha uyanık hale getiren kimyasallarla tepki verir. Buna “kaç ya da savaş” tepkisi denir. Hayatı tehdit eden olaylardan kurtulmamıza yardımcı olur. Ancak beynin korkutucu olaylara verdiği tepki kronik sorunlara neden olabilir. Travma beyninizi ve sinir sisteminizi değiştirerek düzensizliğe, depresyon ve anksiyete (kaygı bozukluğu) gibi semptomlara yol açabilir. Yaygın görülen Travma Sonrası Stres Bozukluğu, depremlerin önlenemez psikolojik sonuçlarından biridir. Çoğu kişide travmayla ilişkili belirtiler saatler ya da günler sonrasında ortaya çıkabilir. Tedavi edilmezse korku, en küçük sesten irkilme, hayattan el etek çekme, kabus görme, eve girememe gibi ciddi ve kalıcı etkilere yol açabilir.

Tedavi yolları nelerdir?

Travma tedavileri sinir sistemini yatıştırmaya, zihnin iyileştirilmesini desteklemeye odaklanır. Dolayısıyla uzun vadede bilişsel bozukluklar, hafıza ve dikkat sorunları, ağır depresyon gibi sorunlarla karşı karşıya kalınmaması için profesyonel yardım, psikoterapi ya da ilaç destekli bir terapi almak çok önemlidir. Bu dönemde yakınlarının desteği de kişiye fayda sağlar. Sosyal ve psikolojik destek, günlük yaşam rutinlerine kişilerin hızlıca döndürülmesi, olayın beyinde kalıcı hasarlara neden olmaması için kıymetlidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir